Dumlupınar Denizaltısı, Son Söz Vatan Sağ Olsun!

 

Takvimler 4 Nisan 1953 yılını gösteriyordu… Çanakkale Boğazı Nara Burnu açıklarında saat 02.15’te  Türk denizcilik tarihinin en acı olaylarından biri yaşanmış, tüm Türkiye kaybettiği münevver askerlerine ağlıyordu…

 

23 Nisan 1944’te  denize yeni indirilen Amerikan denizaltısı GLOVER , Florida sahillerinden Panama’ya doğru seyretmekteydi. Sis ve karanlıkla boğuşan deniz altına bir Amerikan sahil botu çarpmıştı, daha denize yeni indirilen deniz altı denizlerdeki serüvenine çok şanssız bir başlangıç yapar ve acil havuzlanarak  tamire alınır. Denizcilerde var olan inanç gereği, o deniz altının başına kötü bir şey geleceği daha o günden belliydi. İkinci Dünya Savaşın’dan sonra Amerika müttefiklerine silah yardımlarına başlar savaş gazisi olan bu denizaltısı da Türkiye’ye verilir ve ismi Dumlupınar olarak değiştirilir…

 

Hava şartları çok kötüydü, sis ve yağmur vardı… Uzun ve yorucu bir seferden dönen, istirahati hayal eden denizaltı limana yaklaşırken çok büyük bir gürültüyle sarsıldı. Denizaltı, İsveç donanmasına ait bir NEBOLAND adlı bir şileple çarpışmıştı. Aldığı ağır darbe sonucu Dumlupınar kısa sürede soğuk sulara gömüldü. Çarpışma anında 8 kişi güvertedeydi ve bunlardan 2’si pervaneye takılarak,  1’i ise boğularak şehit oldu. Bu olayda 5 kişi ise kurtarılabildi. Geminin içerisinde ise 81 mürettebat vardı ve sadece 22 kişi torpidoya saklanarak kurtulmayı başarmışlardı. Tabi ki kendilerini bekleyen daha kötü bir sondan habersizce…

 

Denizaltı denizin dibini boylamıştı ve kurtulan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber olmuştu. Yüzeye şamandıra gönderen ve şamandıradaki telefon kablosu ile iletişim kurmaya çalışan denizaltındakilerle nihayet iletişim kurulmuştu…

İlk bağlantıda kurtarma ekibinin komutanı, “Sizi kurtaracağız,” diyerek denizcileri rahatlatmak istedi. 87 metre derinlikteki 22 asker, bunun o kadar kolay olmayacağının farkındaydı. Belki de bu yüzden Astsubay Selami Özben’in tarihe kazınan sözleri duyuldu: Sağ olun… Vatan sağ olsun!

 

Kurtarılana kadar  “ GEREKMEDİKÇE KONUŞMAYIN, TÜRKÜ SÖYLEMEYİN, CİGARA İÇMEYİN” denmişti. Saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye her şey yine aynı sözcüklerle anlatıldı. “KONUŞABİLİRLER, TÜRKÜ SÖYLEYEBİLİRLER VE HATTA CİGARA BİLE İÇEBİLİRLERDİ”

Tüm ülke seferber olmuştu ama sonuç belliydi. Kurtulamayacaklardı… Kurtaran gemisi olaydan 12 saat sonra ancak oraya gelebilmişti. 25 saat sonra ise anca sabitlenebilmişti. O sırada şamandıra ile torpido arasındaki kablo kesildi ve iletişim koptu. Dalgıçlar 100 m’ye yakın derinlikteki Dumlupınar batığına erişmeye çalışıyorlardı ama nafile. Hava çok kötüydü. Su altı dalgaları dalgıçları savuruyordu. Kurtaranın yanlışlıkla kestiği kablo olmayınca dalgıçların kabloyu takip etmesi de olanaksızlaşmıştı. 11 dalış yapıldı ama hiçbiri başarılı olamadı. Yine de Yılmaz Süsen adlı bir dalgıç 80 m dalmayı başarmış hedefine 11 m kalmıştı. İşte o anda ne yazık ki basınca dayanamayıp şuurunu kaybetti. Vurgun yemenin kıyısından dönmüştü. 15 saat sonra ancak şuurunu açabildiler. Kurtarma çalışmalarına katılan Amerikalılar dalgıç için şu cümleyi kullanmışlardı:  “Ölümle arasında hiçbir şey kalmamıştı” 7 Nisan’da, 3 gün süren çalışmalar sonucunda Milli Savunma Bakanlığı artık kurtarma çalışmalarını durdurduğunu ve umutların kesildiğini bildirdi.

22 asker ölüme terkedilmişti. Türkiye’nin en kara günlerinden birisi 4 Nisan 1953 olarak tarihe geçti.

 

Hepimizin bildiği AH BİR ATAŞ VER CİGARAMI YAKAYIM türküsü de bu olay üstüne yakılmıştır.

 

 

ŞEHİT OLAN ASKERLERİMİZ

 

Subaylar: 
Kurmay Albay Hakkı Burak, Makine Kıdemli Yüzbaşı Naşit Öngören, Makine Yüzbaşı Affan Kayalı, Güverte Üsteğmen İsmail Türe, Makine Üsteğmen Fikret Coşkun, Güverte Teğmen Bülent Orkun, Güverte Teğmen Macit Şengün

Astsubay Kıdemli Başçavuşlar: 
Şevki Özsekban, Ali Tayfun, Emin Akan, Ömer Öney, Mehmet Denizmen, Sait Yıldırım

Astsubay Başçavuşlar: 
Cemaleddin Denizkıran, Salahaddin Çetindemir, Zeki Gider, Kemal Acun, Hüseyin Uçan, Cemal Kaya, Naci Özaydın

Astsubay Çavuşlar:
Bahri Serseren, İhsan İçdemir, Selami Özben, İbrahim Altıntop, Şaban Mutlu, İhsan Coşkun, Hamd Reis, Samim Nebioğlu, Mustafa Doğan, İhsan Aral, Zeki Açıkdağ, Necdet Yaman, Tuğrul Çabuk, Mehmet Ali Yılmaz
Mükellef Çavuşlar: 
Karasulu Veysel Saygılı, Rizeli Ramazan Yurdakul
Mükellef Onbaşılar: 
Milaslı Niyazi Giritli, İstanbullu Züğfer Ceylan, İstanbullu İbrahim İşlemeci, Trabzonlu Murat Yıldırım, Bodrumlu Mehmet Kızılışık, Bodrumlu Emin Süzer
Erler: 
Çanakkaleli Mehmet Demirel, Bigalı Ali Gökçü, Antalyalı Nurettin Alabacak, Bandırmalı Ömer Yalçın, Edremitli Ali Aslan, Lapsekili Ülfeddin Akar, Şileli Bekir Sarı, Sürmeneli Yusuf Demir, Rizeli Mehmet Aydın, Sökeli Mustafa Özsoy, Marmarisli Nuri Acar, Çorlulu Hüdai Çağdan, Lapsekili Kadir Demiroğlu, Tekirdağlı Fikri Ulaştırıcı, Bigalı Hüseyin Sayım, Bartınlı Hüseyin Kayan, İzmirli Kenan Odacıoğlu, Lapsekili Ahmet Günal, Bartınlı Mustafa Taşçı, Çanakkaleli Hasan Bozoğlu, Bursalı İbrahim Aksoy, İzmirli Feridan Kırcalı, Ordulu İsmail Özdemir, Çarşambalı Hasan Arslan, İnebolulu Ahmet Özkaya, Çanakkaleli Enver Uçar, Foçalı Necati Kalan, İnebolulu Murat Suyabatmaz, Giresunlu Mehmet Demir, Giresunlu Galip Yılmaz, Göreleli Hasan Kelleci

%d blogcu bunu beğendi: