Başlangıç

 

Sene 2009…
Gökyüzü kapkara bulutlarla kaplı, hani derler ya dokunsan ağlayacak diye…
Saat 13.30…
Yer Kuleli Askeri Lisesi nizamiyesi…
Vakit, ayrılık vakti…
Nizamiyenin dışında bir anne ve kardeş…
Ayrıldıktan sonra dönüp, tekrar arkasına bakamayan 13 yaşında bir çocuk…
O da tıpkı gökyüzü gibi dokunsan ağlayacak…
Ama olamaz, olmamalı erkek adam ağlar mı hiç?
Üstelik bir de askerliğe ilk adımını attığı bu gün de…
Hiç olacak iş mi bu?
Ama oldu…
Önce gökyüzü başladı ağlamaya, ardından 13 yaşındaki çocuk…
Yağmur damlaları, gözyaşlarını gizlerdi ne de olsa…
Sonra ilk gece…
Koğuş numarası 6…
10. yatak…
Küçücük bir yürek…
Ama içinde duyguların en ağırı…
Hasret…
Neler, neler düşünmedi ki o gece…
Büyümüştü galiba…
Aksi düşünülebilir miydi hiç?
Tek başınaydı işte…
Tanımadığı insanlar içinde tek başına…
Artık hastalandığında annesi olmayacaktı mesela…
Her zor durumda yanına koştuğu babası…
Ama bir şeyi çok iyi anlayacaktı o gece bu çocuk…
Her ayrılık yeni bir başlangıç demektir…

 

Sonra ilk sabah…
İlk içtima…
İlk tekmil…
5058 İsmail KARATAŞ Emret Komutanım…
Ama her şeyden daha önemli bir şey yaşayacaktı o gün…
Bundan sonraki tüm yaşantısına ışık tutacak bir şey…
17. bölük, 3. Kısım…
Heyecanlı adımlarla sırasına ilerledi bizim çocuk…
Sıra kapağını kaldırdığında karşısında bir yazı…
Çok büyük asılmış, özen gösterilmiş bir yazı…
Muhakkak önemli bir şey olmalı diye düşündü…
Hemen başlığa baktı…
Vatan Makalesi…
İlk satırda aynen şöyle yazıyordu…
“… Süt çocukları beşiğini, çocuklar eğlendiği yeri, gençler geçimlerinin sağlandığı yeri,
ihtiyarlar dünyadan ellerini-eteklerini çektikleri yalnızlık köşelerini, evlat anasını, baba
ailesini ne türlü duygularla severse insan da vatanını öyle duygularla sever.”
İşte bu satırlarla başladı İsmail’in ve İsmail gibilerin hikâyesi…
Kuleli…
Maltepe…
Işıklar…
Deniz Lisesi…
Çok zaman geçti üstünden…
Sene 2019…
Yer, İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi…
Hava yine bulutlarla kaplı, dokunsan ağlayacak gibi…
Bizim çocuklar büyüdü artık, koskoca delikanlı oldular tabi…
Çok şey değişti yaşamlarında…
Acıların en büyüğünü yaşadılar önce…
Ayrılık…
Asla pes etmediler ama…

 

Bazen isyan ettiler…
Bazen acı çektiler…
Bazen hor görüldüler belki…
Öyle ya kolay mıydı zaten Türk olmak?
Kolay mıydı yüreği Mustafa Kemal olmak…
Bizim çocuklar var ya…
Daha doğrusu artık bizim delikanlılar…
İşte onlar bir şeyden asla vazgeçmediler…
Onlar, her zaman hayallerini yaşatmayı seçtiler…
Çünkü onların hayalleri, Ay-yıldız kaplıydı…
Çünkü onların aldığı terbiye, eğitim bunu gerektiriyordu…
Çünkü HARBİYELİ olmak bu demekti…
Ve ne oldu biliyor musunuz?
O bulutlarla kaplı hava…
Yerini güneşe bıraktı…

 

Bu yazı İsmail KARATAŞ tarafından yazılmıştır.

%d blogcu bunu beğendi: