Değişen Dünya Düzeni

 

Siyasi çekişmeler, bitmek bilmeyen ekonomik kaygılar, insanlar üzerinde süregelen tedirginlik ortamı maalesef üçüncü dünya ülkelerinin genel problemleri arasında. Peki gelişmekte olan ülkeler bu tür problemler yaşarken dünya devleri gelecek adına neler planlıyor? Ne tür çalışmalar yürütüyor?

İkinci Dünya savaşı sonrasında SSCB ve ABD arasında gelişen rekabet ortamı Soğuk Savaş döneminin sonuna kadar gerek siyasi, gerek ekonomik gerekse de askeri alanda kendisini kuvvetli biçimde hissettirdi. Günümüzde ise ABD’nin ekonomik ve teknolojik gücü hala devam etmekle birlikte Doğu Bloğunda güç yavaş yavaş Rus ekseninden Çin eksenine kaymakta. Peki, son dönemlerde kendini daha kuvvetli gösteren ABD – Çin çekişmesi hangi alanlarda kendini hissettiriyor? ABD ve Çin çekişmesi hangi temel esaslara dayanıyor?  İşte tüm bu soruların cevabını ülkelerin ekonomik ve teknolojik çalışmalarını inceleyerek tartışmak daha doğru olacak.

ABD ve Avrupa temelli bilimsel çalışmalar yüzyıllara dayanıyor ve dünya bilim geçmişinin önemli bir kısmını teşkil ediyor. Bu bilimsel çalışmalar bölgede ciddi manada bir bilgi birikimi ve kültürel düzey oluşturmuş durumda. Elindeki bu birikimi kaybetme niyetinde olmayan ABD ve Avrupa, yeni projeler üreterek teknoloji ve üretimdeki liderliğini korumak istiyor. Bu amaç doğrultusunda, NASA’nın yaptığı uzay ve havacılık faaliyetleri insan ufkunu bir hayli zorluyor. Güneş sisteminde yer alan ve 200 kilometre genişliğindeki bir asteroitten maden getirmeyi planlayan NASA, 2022 yılında bu faaliyet için bir uzay aracı fırlatacağını duyurdu. Modern dönemin “Coğrafi Keşifleri” olarak nitelendirilebilinecek bu hamle dünya ekonomisini alt üst edebilir. Bunun yanında ABD ordusuna robot askerler üretmesi için 1992 yılında MIT’ye bağlı olarak kurulan ve kurulduğundan bu yana önemli işlere imza atan Boston Dynamics, ABD için gelecek vadediyor.  10 adet robotun hafif eğimli yolda bir kamyoneti çekmesiyle videosu trend listesine ulaşan Boston Dynamics, ürettiği robotların fiziksel kuvvetini de bu sayede ispatlamış oldu. Endüstri 4.0.’ın temel mantığı olan insanı üretim aşamasından olabildiğince çıkarma ve karar verme mekanizmasını bilgisayarlara ve yazılımlara yükleme işlemi Boston Dynamics’in robotları ile birleştirilirse bundan böyle üretim sektörünün haricinde askeri harekâtları bile robotların yönetebileceği artık bilinen bir gerçek. Amazon’un ise tanıtmış olduğu Blue Moon Projesi ile uzay araçları insansız olarak kontrol edilebilecek ve aya yolcu götürüp getirmek artık mümkün olabilecek. Bu sayede uzay turizminin de önü açılarak yeni bir kültürel dönem başlamış olacak. Yine Amazon’un Kasasız Market Dönemi olarak adlandırdığı yeni projesi sayesinde insanlar ödeme kolaylığı işlemi ile rahatlığa kavuşacak. Ayrıca marketlerin bu yeni yapılanma sayesinde masrafları %80 oranında azalacağından tüketim fiyatlarındaki düşüş ülke vatandaşlarını bir hayli rahatlatacağa benziyor.

Peki, ABD teknoloji ve sosyal yaşam alanında bu gelişmelere imza atarken Çin ne yapıyor ve gelecek adına neler planlıyor?  Çin Komünist Partisi’nin özellikle 1990’dan bu yana yürüttüğü faaliyetler Çin’e  önemli yollar kat ettirdi. Tabi ki bu kat edilen yol insan hakları ve temel özgürlüklerden ziyade SSCB mantığıyla yürütülen içine kapanık bir teknolojik hamle.  ABD ve Avrupa ülkelerinin yüzyıllar içinde yaptığı bilgi birikimini Çin tek başına 15-20 yıl gibi kısa bir sürede yapmayı başarmış gibi görünüyor. Gelecek adına stratejiyi iyi bir şekilde yönetmeyi başaran Çin hükümeti önceliğini uzay ve havacılık faaliyetlerine veriyor. Bu hedefler doğrultusunda 2022 yılında Dünya yörüngesine iki adet yapay Ay yerleştirmeyi planlayan Çin bu sayede yılda 200 milyon dolar tasarruf yapmayı planlıyor. Her projede olduğu gibi bu projede de detayları açıklamaktan kaçınan Çin hükümeti bu projeye özel bir destek veriyor. Bu projenin 1992 yılında Rusların ZNAMYA projesi adı altında 2 kez yörüngeye gönderdiği ve başarısız olduğu yapay ay projesi gibi olup olmayacağını bize zaman gösterecek. Tüm bu gelişmelerin yanında Ocak 2019’da Ay’ın Karanlık Yüzüne iniş yapmayı başaran ÇANG-4 adlı uzay aracı Ay yüzeyinden topladığı ilk fotoğrafları Çin uzay istasyonu ile paylaşmayı başardı. Gönderdiği bu uzay aracı ile Ay yüzeyinde ilk biyolojik faaliyeti gerçekleştirmeyi başaran Çinli bilim insanları ektiği pamuk tohumlarının filizlenmiş görüntülerini dünya kamuoyuyla paylaştı. Ayrıca ÇANG-4 ayın Karanlık Yüzüne iniş yapmayı başaran ilk ve tek uzay aracı olma özelliğini de taşıyor. Çin hükümetinin özel destek verdiği diğer bir proje ise 2045 yılına kadar Mars’a insanlı bir koloni kurmayı hedefliyor. Tüm bu projeler Çin’in yaptığı çalışmalarla uzay projelerinde liderliği eline almaya ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor.

Pek tabi ki bu gelişme ve büyüme verileri Çin için tek odak noktası değil. Belki de tarihinde ilk kez bölgesi dışında yayılmacı bir politika izleyen Çin, yapısal ve ekonomik projeleriyle de öne çıkıyor. Denizaltılarının iletişim kurma becerisini ileri bir seviyeye taşımayı amaçlayan Çin yönetimi New York şehrinin neredeyse beş katı büyüklüğündeki bir alan üzerine dev bir deneysel radyo anteni kurmayı başardı. Ulaşım adına yaptığı projeler kapsamında Asya’yı demir ağlarla karış karış kuşatmayı hedefleyen Çin, bu projeler için 41 milyar dolar kaynak ayırdı. Tüm bunların yanında Çin’in Afrika’ya hızla yayılmasından sonra 2014 yılında Afrika ile dış ticareti 200 milyar dolar bandına çıkarması ve bu yatırımların ekseriyetini maden ve inşaat sektörlerinde yapması, 2017 yılında Afrika hükümetlerine verdiği 90 milyar dolarlık borç ve 2018 yılında Afrika Birliği’ne yaptığı 60 milyar dolarlık hibe Çin’in yeni sömürü düzenindeki yerini göstermektedir.

Çin ve ABD arasında  gerçekleşen bu rekabet ortamı muhtemel olarak zaman içinde yine ABD ve Batı Bloğu lehine sonuçlanacak gibi görünmektedir. Çin’in objektif, demokratik ve halk temelinde zenginleşmeye odaklanmaması SSCB’de olduğu gibi ekonomi temelli protesto hareketlerine maruz kalarak parçalanması hatta yıkılmasına sebep olabilir. ABD ve Avrupa Birliği’nin kendi halkı için ekonomik reform hareketlerini takip etmesi ve onları sürekli olarak geliştirmeye çalışması, gücü ve bilimsel gelişmeleri elinde tutmasının yegâne sebebi olarak görülüyor. Doğu Bloğu’nun ise demokrasi ve insan hakları adına en ufak bir adım atmaması ve bilimsel gelişmeleri gizleyerek tutucu bir politika izlemesi, bilimsel ve yapısal çalışmaları belli oligarşi grupları ya da doğrudan devlet eliyle yürütüp halkın refah seviyesini gözetmemesi rakipleri tarafından üzerinde oynanabilecek sosyolojik hareketlere imkân sağlıyor.

Bahsettiğim tüm bu gelişmeler göstermektedir ki, dünya yeni bir düzene evrilirken,  ekonomi ve uzay çalışmaları ülkelerin temel güç göstergeleri haline gelmiştir.  İlk üç endüstri devrimlerini kaçıran ülkeler gerek ekonomik gerek benliklerini yitirme, gerekse özgürlüklerini kaybetme gibi çok büyük bedeller ödemek zorunda kaldılar. Şu anki durum gösteriyor ki, en büyük bedeli uzay araştırmalarından kopan ve bu çalışmalara yönelmeyip enerji sarf etmeyen milletler ödeyecektir.

 

KAYNAKÇA:

(1) https://www.webtekno.com/cin-uzaya-gonderecegi-yapay-ay-ile-dunya-yi-aydinlatacak-h55367.html

(2) https://technotoday.com.tr/boston-dynamics-robotlari/

(3) https://shiftdelete.net/ayin-karanlik-yuzu-sonunda-aydinlatiliyor

(4) https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/afrikada-cin-in-yukselisi-ve-stratejik-hedefleri/1240987

(5) https://www.cnnturk.com/dunya/cin-13-yillik-dev-projeyi-bitirdi

(6) https://pazarlamasyon.com/amazondan-ilk-kasasiz-market/

%d blogcu bunu beğendi: