Sizinle Dönemem

Hududsuz sevgiler büyütüyorum içimde
Çimenleri ezip geçenler gibi ezenler var sevgilerimi
Neden diye haykırırken her şeye, dönüp bakmıyorum bile yüzlerine
Biliyorum faydasız artık isyan
Faydasız sormak
Faydasız neden aramak
Kafamı kaldırmadan, sevgi kırıntılarımı avucuma toplayıp yol almaya devam ediyorum
Yolumu bilmiyorum
Rüzgar nereden esmeli, hesaplayamıyorum
Rüzgarın hangi yönünde kalmalıyım, önemsemiyorum
Arkamdan çığlık çığlığa dön diyenleri duymuyorum
Hayır, duyuyorum
Duymamazlıktan gelmeyi düşlüyorum
Bazen başarabiliyorum
Bazen de yan dönüp kulağımı onlara veriyorum
Bu mesaj içeren bir hareket aslında, biliyorum
‘Sadece duyarım sizi’ diyorum
Dinleyemem
Sözünüze uyamam
Sizinle düşemem
Sizinle dönemem
Ayağıma takılan paramparça kalbimin kırıntılarını toplamadan hiçbir yere gidemem
İlerler gibi yapıyorum ben
Ama aslında ilerleyemem
Kollarımı takmışım ağaçların gövdelerine
Kökleri sapasağlam ağaçlar
Onları yanımda götüremem
Köklerinden ayırmak isteyemem
İstemeyi düşlüyorum
‘Beni de köklerimden ayırdılar’ diye fısıldıyorum yapraklarına ağaçların
‘Ben de haketmemiştim, dayanamam demiştim
Bak nefes alabiliyorum’
İkna ediyorum görkemli ağaçları
Yoluma yoldaş ediyorum
Ama aslında onları acıma ortak edemem
Sonra köklerinden ayırdığım ağaçların da acılarını sırtlanıyorum
Vicdanımın beli bükülüyor
Kendi ellerimle sevdiği verimli topraklardan ayırdığım ağaçların yaprakları küsüyor birer birer bana
Yüzlerini asıyorlar, onları güldürmeye çabalıyorum
Aslında çabalayamıyorum
Kendimi güldüremezken ağaçları güldürebilirim, farkediyorum
Her şey benimle başlamaz, hatırlıyorum
Bazen gülmek için güldürmek, sevmek için sevdirmek gerekir, biliyorum
Umut omuz veriyor yorgun kalbime, koşmak istiyorum
Ağaçlar hala koluma takılmış eşlik ediyorlarken bana, onları koşturamam
Koşamayana koş denilmez, görüyorum
‘Yürüyelim sadece’ diye fısıldıyorum bana küskün yapraklara
Yapraklar tebessümü çok görüyor bana
Haklılar, biliyorum
Bilmemeyi istiyorum
İstemeyi düşlüyorum
Düşlerime gölge oluyor rüzgar
Savuruyor yürümeye dahi mecali olmayan ağaçların küskün yapraklarını
Rüzgarı yolun başında hesaplamalıydım, pişman oluyorum
Fayda vermiyor pişmanlığım
Sarı bir ayrılık kokusu getiriyor rüzgar
Yüzüme çarparak kopuyor yapraklar
Çarparken fısıldıyorlar kalbimin sakin köşelerine
‘Hala uyanamadın mı?’ diye
Neye uyanmalıyım, bilmiyorum
Bilmemeyi istiyorum
Uyanmak zor olan, biliyorum
Arkamdan çığlık çığlığa geri dön diyen küskün yaprakları duyuyorum
Duymamazlıktan gelmeyi düşlüyorum
Bazen başarabiliyorum
Bazen de yan dönüp kulağımı onlara veriyorum
Bu mesaj içeren bir hareket aslında
‘Sadece duyarım sizi’ diyorum
Dinleyemem
Sözünüze uyamam
Sizinle düşemem
Sizinle dönemem
Koluma taktığım ağaçlar koşmaya bu vakit başlıyorlar, gerçekten dönmeyi düşlediğimi farkettiklerinde
O vakit, hissediyorum
‘Uyanmam gereken şeyler var’ diye isyan etmiyorum
Beni uyanmaya götürüyorlar, biliyorum
Yolumuzu bilmiyorum
Hayır, biliyorum
Sadece yolun sonunu göremiyorum
Haksızlık etmeye ne hakkım var o halde yola, düşünüyorum
Yolu suçlamıyorum
Hayır, suçluyorum
Yol ben miyim?
Karar veremiyorum
Benliğimi yoluma adadığım gün geliyor hatırıma
Huzurlu uyandığım sabahlar, anımsıyorum
Ağaçların koşar adımlarına ayak uydururken gülümsüyorum, uyanmaya gidiyorum
Huzurlu uyandığım sabahlara uyanacağım yolun sonuna koşuyorum, kalbi kırık ve eksik kalmış ağaçlarla
Ağaçları seviyorum, söyleyemiyorum
Ama hissettirebiliyorum
Hissettirmeyi düşlüyorum
Düşlemeyi düşlemediğim zamanlara inat, ben bugün her şeyi düşleyebileceğim günler için güzel koşmalar biriktiriyorum
Bizi terkeden her küskün yaprak için koşuyorum
Uyanmaya gidiyorum