Sanal Dünyanın Gizli Yönetmeni: Algoritma

Hayat her zaman sürprizlerle doludur, nerde ne zaman karşımıza kimin çıkacağından habersiz yaşarız. Bazen en mutlu anlarımızı yaşatır bu belirsizlik, bazen ise kaldıramayacağımız sarsılmaları… Ne kadar çok bilsek de her şeyi hesaplayarak yaşasak da sonuç değişmez çünkü insanoğlu kaderi değiştirecek güce henüz erişememiştir. Peki olaylara böyle bakarken hızlıca sanal dünyaya daldığımızda da aynı kural geçerli olur mu? Sanal dünyada gerçekleşen her tesadüf aslında düşündüğümüz şekilde bir tesadüf değil; arkadaşlarınızla beş-on dakika önce konuştuğunuz bir konunun reklamlarının girdiğiniz ilk internet sitesinden çıkmasından, whatsapp grubunuzda konuştuğunuz bir sorunun ardından reklamlarda bu sorunun çözümünün çıkmasına ya da en basit şekilde  mırıldandığınız bir şarkının youtube anasayfanıza düşmesine kadar her şey belli bir algoritmik sisteme sahiptir. Biraz ürkütücü olsa da aslında algoritma bir sorunu çözmek veya ona ulaşmak için tasarlanan yola, takip edilen basamaklara denir. Algoritmalar sıklıkla matematik ve proglamlama alanlarında karşımıza çıkar. İlk çıkış ismi bize çok da uzak olmayan Özbekistanlı El Harezmi’nin kitabında geçmekte ve adını da El Harezmi’den almaktadır. Genel olarak algoritma basit anlamıyla “sorun çözümü” olarak görülse de, günümüz algoritmaları o seviyeyi çoktan aşmış ve özellikle de sanal alemin patronları tarafından en çok önemsenen konular arasına girmiş durumda…
Bilindiği üzere piyasada bir değişim rüzgarı dönüyor ve bu değişimin temel sebebi algoritmaların artık çok daha aktif kullanılmasının istenmesi… Artık patronlar uygulamalarındaki algoritmaların kronolojik sıralama gibi basit bir sıralamayla sıralanmasını redderek bireysel kullanıcı analizli bir algoritmayı tercih ediyor. Bu durumun en yakın örneklerinden birisi Instagram’ın  dönüşümü… Her gün kendine  bir şeyler katan İnstagram’ın algoritmasını anlayabilmek artık çok daha zorlaşıyor. “Ya bu instagram storylerine bakanların sırası nasıl belirleniyor” sorusunu duyduysanız, algoritmaya çok da uzak olamazsınız. Çünkü algoritma tam bu noktada devreye giren bir prensiptir. Siz farkında olmadan algoritma sizin bir haritanızı çıkartıyor, sizin bir gönderi de ne kadar oyalandığınızı, bir gönderiyi kaydırma hızınızı, sevdiğiniz ya da ilginizi çekici bir hikayeyi parmağınızla ne kadar tuttuğunuzu kayıt altına alarak bundan sonraki deneyimlerinizde onlarla karşılaşıp, uygulamada daha çok zaman harcamanızı sağlıyor. İşte algoritmaların en masum sebebi buradan geliyor, patronlar algoritmayı daha çok kişiye ulaşmayı ve ulaşan kişilerin uygulamasında daha çok kalmasını amaçlıyor.
Ama sebeplerin hepsi sizce bu kadar masum kalıyor mu?
Şuan sosyal medya algoritmalarının kötüye kullanım amaçlarından en somut olanı Kasım 2016’da Amerika’da gerçekleştirilen başkanlık seçimleri… Her geçen gün yeni kanıtların ortaya çıkmasıyla anlaşılıyor ki, sosyal medya uygulamalarından toplanan verilerin tek amacı uygulamaların gelişmesi için yeni algoritmalar yazmak değil. Kısaca değinmek gerekirse Trump anlaştığı reklam şirketi ile beraber Facebook’da 3.kişilerle paylaşılması yasak olan verileri en masumane tabiriyle ele geçirerek, kişilere özel reklam yaptırması ile seçimleri kazanma konusunda büyük avantaj sağlamıştı.
Sosyal medyada paylaştığınız her fotoğraf, yolladığınız her mesaj siz ne kadar onu tekrar görmek istemeseniz de asla yok olmuyor. Yani sosyal medyanın da siz ulaşamasanız da bir karakutusu var. Sözde bu veriler gizli tutularak saklanıyor. Ancak bunun ne kadar doğru olduğu 2016 Kasım’da yapılan seçimlerde ortaya çıktı. Sosyal medya her ne kadar güzel vakit geçirmemize, insanlarla etkileşim halinde kalmamıza, sosyalleşmemize fayda sağlasa da yararları ve zararları teraziye çıktığında, yararlarının ağır basmayacağı muhtemel. Şimdi söyleyeceğim şey aslında size yararlı gözükebilir. Örneğin Google üzerinden almak istediğiniz bir ürünün taramasını yaptığınızda biraz inceleyin ve telefonu kilitleyip bırakın, daha sonra herhangi bir uygulamaya veya internet sitesine girin, gördüğünüz reklamlar dikkatinizi çekti mi ? Acaba bu reklamlar az önce aradığınız ürünle ilgili mi? Algoritma evet, kulağa basit geliyor , “ne var canım bunda ne güzel kolaylık sağlanıyor, aradığım ürünle ilgili fırsatlar karşıma çıkıyor faydalanıyorum” gibi bir cümle kurulması içten bile değil, ancak bugün bu amaçla kullanılan bilgiler yarın ne amaçla kullanılacak hiçbir fikrimiz yok.
Peki Amerika’da Trump’a seçim kazandıran bu yöntem başka ne gibi amaçlarla kullanılabilir? Google sanal evrenin tanrısı mı ve bu adı almak kolay mı veya bir abartı mı?
Tanrı kutsal kitaplarca tabir edilişiyle her şeyi bilen, her hareketi öngören, insanların kaderini yazmış olan yüce varlık olarak tanımlanır. Google’a bu ismin verilmesi de bu tanımdan kaynaklanıyor. Bugün Google sizden topladığı verilerin ışığında, sizin yaptığınız her şeyi bilen yapacaklarınızı öngören ve buna göre sizi yönlendirebilecek bir teknolojiye ve belki de daha fazlasına sahip. Google’a takılan bu isim bir abartı değil, ama epey ürkütücü bir gerçek. Sadece Google üzerinden gitmek doğru değil ancak insanların büyük çoğunluğunu elinde tutan uygulamaların sahibi olması nedeniyle öne çıkan bir şirket.
Sonuç olarak internet ve sosyal medya, her ne kadar yararı olsa ve iyi amaçlarla kullansanız dahi, kişisel verilerimizin gittiği yerde hangi amaçla kullanılacağını bilmiyoruz. Hayatın her alanında yer alan interneti hayattan çıkarmak elbette ki mümkün ve doğru bir karar değil. Ancak bilinçli olarak algıların kötü amaçlarla yönetilmesine engel olmak mümkün olacaktır.
%d blogcu bunu beğendi: